ENGLISH
26 AĞUSTOS BÜYÜK TAARRUZU

Türk Ordusu 26 Ağustos'da Türk tarihinin dönüm noktalarından birini yaşamıştır.
İstiklal savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil, işgalci, emperyalist bütün batı dünyasına karşı kazanılmıştır.

Devamı...  
 
   Bir Konuk  
ABD, AB ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Timur ERK

ABD, AB ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Güncel bir başlık ancak önümüzdeki yıllara damgasını vuracak olan bir başlık. Bir yandan 17 Aralık 2004 öncesi AB'den beklenen sinyal, diğer yandan ABD seçimlerini yeniden kazanmış BUSH ve değişmeyecek olan Ortadoğu politikası. Bir yandan AB'den beklenen sinyalin yemyeşil olamayacağı beklentisi, hatta sarıya kaçan yeşilimsi tonlar.... Diğer yandan muhafazakar Amerikalının pekiştirilmiş desteğini almış olan başkan Bush.

Bu arada "iki arada bir derede" sıkışmış kalmış olan TÜRKİYE. Dış İşleri Bakanlığımız harıl harıl çalışıp A, B, C, D planlarını yapıyor olmalı. AB sinyali yeşil yerine sarı olursa B planı nasıl uygulanacak? Bu kadar uğraş ve verilen tavize rağmen müzakerelere şartlı başlamak sinyalini alan T.C. hükümeti ABD'ye nasıl daha yakınlaşacak?

BÜYÜK ORTODOĞU PROJESİ nasıl bir seyir izleyecek. Bir yandan Müslüman ülkelerin liderliğine soyunmuş bir Türkiye ve dini hususların ilk kez bir tek parti iktidarınca ön plana çıktığı T.C. hükümeti, diğer yandan ABD'nin zorladığı BOP ve İSRAİL işbirliği................

Bu başlık altında daha bir sürü soru ve paradigmalar sıralanabilir. Birçok futurist yaklaşım, değişik senaryo yazılabilir. Elimden geldiğince akla yakın olanları özet halinde sunmağa çalışacağım.

17 Aralık 2004 tarihinde Hollanda'da çıkacak olan karar az çok belli gibidir. İlk önemli sinyali 4 Kasım 2004 tarihinde yapılan AB üst düzey toplantısının gündeminden "AB ve Türkiye İlişkilerinin" çıkarılmasından almış olduk. AB oyalayacak ve vakit kazanmak isteyecek. Çünkü Fransa, Danimarka, Avusturya ve Macaristan halen hayır diyor. Fransa'da başlayıp diğer ülkelere yansıyacak AB anayasası için referandum söz konusu. Belirsizlik hakim olduğuna göre kamu oyunun nabzını belirtecek referandumların neticesi beklemek istenecek. Bu nedenle 17 Aralık'ta ışık sarı yanacak. Ne "geç" ne de "dur"!!!
Halbuki beklentimiz ve hedefimiz tam üyelik için müzakerelerin başlaması.............

Bu şartlarda Türkiye ABD ilişkilerini nasıl geliştirecek? 2005'de kotaların kalktığı bir ortamda ÇİN ve HİNDİSTAN'daki dış ticaret gelişmeleri ve bu ülkelerin ABD ve Türkiye'ye etkileri ne olacak? %62 oranında dış ticaretini AB ile yapan Türkiye dış ticaret dengelerini bu olumsuz koşullarda nasıl ABD'ye yönlendirebilecek?

Daha şahin kesilen ve ŞAHİNLER GURUBUNUN daha çok desteğini alacak olan ABD başkanı ülkemizin SURİYE ve İRAN ilişkilerini nasıl ve hangi yöntemle zorlayacak? Ortadoğu'da "kalıcı barış" adına hamle üstüne hamle yapan ABD yine "sözde kalıcı barış" adına hangi dengeleri bozacak?

Gittikçe artan ham petrol fiyatlarına bağlı olarak maliyeti 10.-$ civarında olan ham petrolün yarattığı aşırı kar marjı ile dış ticaretini ve refahını arttıran RUSYA Ortadoğu'daki eski stratejisini nasıl geliştirecek? ABD'ye karşı çıkabilecek mi?

Gelelim Türkiye'ye ................ Türkiye ne yapmalı? İki arada bir derede kalmadan bu sorunları nasıl aşmalı?..........

Türkiye son derece pragmatik olmalı. Kopenhag kriterlerine kağıt üzerinde uyum sağlamış Türkiye bunu kendi çıkarları açısından fiiliyata dökmeli. Zina konusu ve kadın tutukluların muayenesi gibi konuları "çakıl taşı" gibi görüp "Denize" bakmalı. 17 Aralık evveli ve sonrası bu tür konuları gündeme getirmemeli......... AB kamuoyunu rahatsız edecek hususları akılcı bir yaklaşımla ertelemeli.

Kapısının önünü süpürmeli. Şaibe yaratacak konulardan kaçınmalı. Temiz toplumun olduğu suiistimallerin bertaraf edildiği, yolsuzlukların üzerine gidildiği, sosyal hukuk devleti ve çağdaş laik demokratik Cumhuriyetin korunduğu, STK'larla demokrasisini geliştirdiği, ÇAĞDAŞ EĞİTİMİN çok ama çok önem verildiği bir ÜLKE konumuna gelmeli. Velhasıl İSVİÇRE ve NORVEÇ gibi evinin önünü çoktan süpürmüş olmasına rağmen ve de AB'ye yaldızlı davetiyelerle davet edilmesine karşın kendi egemenliğini, menfaatlerini, üniter devletini, milli bütünlüğünü, azınlıkların haklarını koruyan ancak milli çıkarlarının üstünlüğünden taviz vermeyen bir TÜRKİYE............

Evet biraz utopik olabilir ama 3.5 Milyon nüfusuyla daha 25-30 sene evvel patates üretimi azlığı olduğu yıllarda açlık çeken İRLANDA modelini unutmayalım.............

Geriye bakıp döndüğümüzde bütün siyasi istikrarsızlıklara ve kötü yönetişime rağmen CUMHURİYETİN 81 yılında nereden nereye geldiğimize bakalım.

Bu ülke insanı ki 20 yıllık yüksek enflasyona rağmen dimdik ayaktadır. 60 Milyar $ geçecek olan ihracatı ile, AB'nin gittikçe yaşlanan demografik yapısına karşın çok genç nüfusu ile ATATÜRK İLKELERİ ve vatanseverlik duyguları ile bütün bunları başarır. Bu ülke 20'yi aşkın etnik ve kültür mozaiği ile DOĞU ile BATI arasında, Hıristiyan dünyası ile İslam dünyası arasında, ÇOK GELİŞMİŞLİK ile AZ GELİŞMİŞLİK arasında bir MODEL KÖPRÜ'dür.

Ecdadımız nasıl çağın şartlarına göre dünyada en iyi KÖPRÜLERİ kurmuş ise bugün de kendine has en iyi KÖPRÜ'yü tesis edecek ve yoluna ilelebet devam edecektir. Yeter ki AZİM, KENDİNE GÜVEN ve DAMARLARINDAKİ ASİL KANI her zaman hatırlasın.

TİMUR ERK, (PCC)

[Burayı tıklayarak yazdırmaya daha uygun hale getirebilirsiniz]
   Gündem  
Dünyanın saygın Sosyal Beceriler kazandırma programı
LIONS QUEST Türkiye’de uygulanmaya başladı. Quest programı, 1970 yıllarında Rick Little adlı bir gencin fikri ile başlayan daha sonra Stanf...
   Duyurular  
   Ülkemizden Dünyadan  
   Hava Durumu  
Hava Durumunu öğrenmek istediğiniz ili seçiniz...

   Döviz Bilgileri  
USD Alış USD Satış EURO Alış EURO Satış
1.5033 1.5106 1.9179 1.9272
The Lion Dergisi

Mayıs-Haziran 2010
* REKLAM
* LIONS HAKKINDA
© 2005 Repamet Ltd. All rights reserved.