|
|
|
|
|
| ŞU MÜZAKERE DEDİKLERİ NEYMİŞ ACABA? |
| TİMUR ERK | ŞU MÜZAKERE DEDİKLERİ NEYMİŞ ACABA?
Ülkemiz birkaç yıldır "AB MÜZAKERELERİ" ile çok haşır neşir. Gün geçmiyor ki basında konu ile ilgili yorum veya manşet çıkmasın. "BAŞ MÜZAKERECİ kim olacak?" "MÜZAKERELERE" herkes katılmak istiyor. STK'lar, reel sektör dernekleri de bu kervana katılıp "Biz de bu sürecin içinde olmalıyız" diyorlar.
Türkiye 3 Ekim'de kolaydan başlayarak zora doğru 35 ana başlıkta müzakerelere başlayacak. En zor müzakereler ÇEVRE ve TARIM da olacak. Şunun şurasında 5 ay kaldı ama hala bilinçlenme yok, ekip yok, kimler hangi boyutta katılacak, kimler katılamayacak belli değil. Her kafadan farklı bir yorum çıkıyor. Bilen bilmeyen konuşuyor. Bu işin uzmanlarına az danışılıyor.
Bu nedenle özetle ve fazla kafa karıştırmadan bu konuda bir derleme yapmaya çalışacağım.
Müzakerelere ilk adım 3 Ekim'de TARAMA SÜRECİ'nin başlamasıyla atılacak. 35 ana başlıkta toplanan mevzuatın AB ile ne kadar uyumlu olduğu karşılaştırılacak ve AB ile "FARKLILIKLAR" ortaya çıkarılacak.
Farklılıkların AB müktesebatı ile uyumlu hale gelmesini teminen Türkiye kendisiyle AB'nin nasıl uyumlu şekilde uygulanacağını ve bunları uygulamak için nasıl bir kurumsal yapıya girişeceğine AB'ye bildirecek.
PAZARLIK yok MÜZAKERE'de ..... Biz AB'nin müktesebatına aynen uymak zorundayız. Bunun pazarlığı yok. Sadece bütün bu teknik mevzuata uyumun eksiksiz "hangi sürede" uygulamaya koyacağımızı bildireceğiz.
Tabii ki bu arada ulusal çıkarlarımıza zarar verebilecek ve ekonomik sıkıntılara yol açabilecek konularda "geçiş süreci ve istisna" taleplerimizi yansıtacağız. Bu talepler çok gerçekçi ve inandırıcı olmaz ise AB genelde istisnaları kabul etmiyor.
Müzakereler kısa vadede KOBİ'leri olumsuz etkileyecek. Daha şimdiden özellikle "Çevre Kanunun" taslağında belirtilen maddi ceza ve külfetler KOBİ'leri zora sokacak.
İşte bu nedenle siyasi otorite ve üst düzey bürokrat "kraldan çok kralcı" olmamalı. Milli menfaatler açısından KOBİ'leri çok zorlayacak hususlar için gerekli MEHİLLER (ertelemeleri) almalı. İşte PAZARLIK burada yapılmalı. Yoksa kraldan ziyade kralcı olup "Biz AB normlarını uygulamak için bu kanunları çıkarıyoruz", ey KOBİLER siz de hemen uyum sağlayın demekle bu iş yürümez. Sonuç hüsran olur. Örneğin yeni 10 AB üyesi ülkeler bile 2010 ve 2015 yıllarına kadar bazı konularda mehil almışlarken bizim örneğin "Ambalajlama ve Ambalaj Atıkları" mevzuatında süreci 1 Ocak 2005'den itibaren yürürlüğe sokmamızın ne alemi var???
Bakalım önümüzdeki 10 yılda daha neler yaşayacağız? Buna benzer uygulamaları önlemeliyiz. AB'ye girmek körü körüne taviz vermek değildir. Tam tersi 10 yeni AB üyesi içindeki İSTİSNALAR ve MEHİLLER konusundaki BAŞARI ÖRNEKLERİNİ yakından inceleyip araştırmalıyız. Tabii ki bütün bunlar uzmanlardan oluşacak bir SÜPER EKİP ile olur. İngilizce ve Fransızca'yı neredeyse ana lisanı gibi bilen uzmanlardan oluşacak teknik kadroya ihtiyaç var. Henüz reel sektörlerde (imalat sanayiinde) bu envanter çalışması tam manası ile yapılmış değil. Vakit geçiyor. 5 ay kaldı. Rehavetten kurtulup dört elle bu işe sarılmalıyız. Rehaveti yenmek için BASKI GURUBU oluşturmalıyız. Bilinçli ve hedef gösteren olmalıyız. Bu SÜREÇ 82 yıllık Cumhuriyetimizin DÖNÜM NOKTASI'dır.
DÖNÜM NOKTASI'nı iyi değerlendirmemiz dilek ve umuduyla saygılarımı sunarım.
TİMUR ERK
TOBB Kimya Sanayi Sektör Kurulu Başkanı
Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı
SEDEFED Sektörel Dernekler Federasyonu Başkan Vekili
| | |
| | [Burayı tıklayarak yazdırmaya daha uygun hale getirebilirsiniz] |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Hava Durumunu öğrenmek istediğiniz ili
seçiniz... |
|
 | |
|
|
|
|
| |
|
| © 2005 Repamet Ltd. All
rights reserved. | | |