Avrupa Parlamentosu’nda ki siyasal grupların Türkiye konusunda daha olumlu bir yönde hareketlendiği gözlemlenmekte. Örneğin geçtiğimiz iki ya içinde İngiliz Muhafazakar ve İşçi partilerinin öncülüğünde Avrupa Parlamentosu’nda iki farklı Türkiye Dostları Grubu etkinliği gerçekleşti. Birisi merkez sağ, diğeri merkez sol nitelikli iki ayrı girişimin ortak noktası, Türkiye’nin AB üyeliğine destek vermek, bu hedef doğrultusunda çalışmak. TÜSİAD her iki girişime de aynı ölçüde destek oldu. Mart ayında da Avrupa Parlamentosu ,’nun üçüncü siyasal gücü olan Liberal Grup ile Kagider ve TÜSİAD ortak olarak Türkiye’de kadın hakları konusunda bir konferans düzenliyor.
Türkiye AB üyeliği yönünde son yıllarda bir çok başarı kaydetti. Fakat dünyadaki değişim, Avrupa’daki gelişmeler ve Türkiye’nin ulusal çıkarları dikkate alındığında, göreceli bir zaman kaybı söz konusu. Hükümet yeni dönemde AB sürecini hızlandırma işaretleri vermekte. Ciddi bir performans kaybından sonra her atılım kamuoyunda önemli bir ilerleme olarak değerlendirilecektir. Ne var ki orta vadede gerekli ilerlemeler sağlanamaz ise, bilanço yine olumsuz çıkar.
Mevzuat uyumu ile sınırlı bir bakış açısı yetersiz. Sürecin küresel, kıtasal ve ulusal boyutları dikkate alınmalı. “Eğitim, kadın hakları, çevre, kayıt dışı ekonomi, iş piyasası ve bölgesel kalkınma” gibi alanlarda eşzamanlı ve köklü bir reform atılımı olmadan AB ile mevzuat uyum süreci yapay kalır. Somut, ayrıntılı, kaynakları ve takvimi belli politikalarla hareket edilmeli.
Ayrıca uluslararası iletişimin asgari gereklerini artık yerine getirmek gerekiyor. Türkiye içinde ise toplum ile daha iyi paylaşmak gereken bir gerçek var.
AB artık kendi başına bir alan değil, çalışma ortamının ve toplumsal yaşamın her alanda içselleştirdiği bir boyuttur. Bir mucize veya tuzak arayışı değil, küresel ve yerel gerçekler ışığında bir kalkınma projesidir.
TİMUR ERK
Kaynakça: Dr. Bahadır KALEAĞASI
TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü
|