AB ile yıllardır nihayete ermeyen bir birliktelik içindeyiz. Nihayete erme konusunda uzun zamandır tarihler verilip duruluyor. Biz de bir tarih istedik; TÜSİAD Danışmanı Haluk Tükel’den.1 Ocak 2014’ü gösterdi. “Neden bu denli günüyle ayıyla belirlenmiş bir tarih” diye sorduk. “Çünkü” dedi ve ekledi: “Artık, bir tarih belirlemek gerçekten de zorunluluk. Bu tarih AB’nin yeni bütçe dönemi ve Avrupa Parlamentosu seçimleri göz önüne alındığında 1 Ocak 2014 olmalı.”
Haluk Tükel’e göre, önümüzde, toplumun algıladığı gibi büyük engeller de yok. Çünkü, müzakere sürecinde 11 başlık açıldı ve 33 başlıktan 22 tanesi için Türliye’nin önü açık.
“KIBRIS VE FRANSA SORUNU ÇÖZÜLEBİLİR”
“2010-2013 dönemi ise 2011 genel seçimleri açısından AB müzakere sürecinde bir handikap değil, aksine bir avantaj olarak görülmeli” diyor Tükel ve ekliyor: “İçinde bulunduğumuz krizden çıkış döneminde AB ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerimiz, Türkiye üzerinde çok olumlu bir etki yaratacak. AB, siyasi ve ekonomik etkileme gücüyle çevresinde manyetik çekim alanı oluşturmaktadır. Bize göre, Türkiye, Gümrük Birliği ve tam üyelik perspektifiyle içinde bulunduğu coğrafyadan ayrıştırmakta, kendine çok farklı, ayrıcalıklı ve çevre ülkeler üzerinde çekim gücü yaratan bir yer edinmektedir.”
Peki, hiç mi handikaplar yok? Tükel soruyu “Müzakerelerin sonuçlandırılması, Kıbrıs ve Fransa sorununda düğümleniyor” sözleriyle yanıtlıyor. Ama, sorunların da kendi içinde çözümler barındırdığına işaret ediyor. Mesela, AB müzakere sürecinde Türkiye’nin bir süredir durağan olarak adlandırılabilecek bir dönem içerisinde olduğunu belirten Tükel, “ Müzakere sürecinde önemli bir engel teşkil eden Kıbrıs sorununda da, dört yıl aradan sonra, 2008 yılında Kıbrıs’taki Türk ve Rum tarafının yeniden başlattığı kapsamlı çözüm müzakereleri bu durağan süreçten çıkmak için önemli zeminlerden birisini teşkil etmektedir” diyor.
Peki, ya Fransa sorununun çözümü için benzer bir önerisi var mı? Tükel, Fransa’nın tam üyelikle doğrudan ilişkili olması sebebiyle beş müktesebat başlığının açılmasına itiraz ettiğini söylüyor. Bunun çözümü için yeni bir ikili ilişkiler politikasının belirlenmesi gerektiğini söyleyen Tükel, Türkiye mevsimi ve TÜSİAD girişimiyle Eylül 2009’da faaliyete geçen Paris Boğaziçi Enstitüsü’nü bu yönde atılmış önemli adımlar olarak gösteriyor.
Dr. Haluk TÜKEL
30.09.2009 Milliyet Gazetesi
Gönderen : Timur ERK |